25 Ocak 2009 Pazar

neler biriktiriyor insan. yaşarken farkına varılmayan ne çok anı saklıyor bellek. en çok yaz öğleden sonraları mutfağa vuran o büyülü ışığın içinde annemle oturup patlıcan biber kızartması yiyişimizi, o zamanlarda hissettiğim güvende olma duygusunu anımsıyorum. duran her dolmuşun içinden babamın inmesini bekleyişimizi. hepsinin babamı bize bırakmadan gitmesini. nehir'le evde yalnız olduğumuz bir akşam imge'nin çok eskilerden bir kabile üyesi gibi etrafımızda döne döne dans ederek hiç anlamadığımız sözcükler fısıldayışını. müthiş korkuşumuzu. görkem'le rektörlüğün önünden suphi koyuncuoğlu'na doğru yürürken serin ve tatlı bir kokunun her yeri sarışını. salondaki koltukların arkasına saklanıp kırk oda okuyuşumu. ilk bir mayısımı. ertesi gün matematik sınavın olduğundan içimde kötü bir suçluluk duygusuyla şehnaz tango seyredişimi. nazmiye hanım apartmanında suzanne vega dinleyişimi. ayvalık'tan canım uno'muzla dönerken elimdeki pınar kür romanını. coca cola köprüsünü. sadece nehir'in izlediği tiyatro kumpanyamdaki karakterleri. eryaman'daki eşyasız evimde duvar dibine çöküp saatlerce vedat türkali okuyuşumu. dedemle sıhhiye'den kırmızı bir telefon alışımızı. kızılay'dan elimde bir adet çöp tenekesi ve bir ekmek bıçağıyla otobüse binişimi. çantamı çaldırıp üç gün üç gece ateşler içinde tek başıma uyuduğum o hazin kışı.

'yeni bir ülke bulamazsın. başka bir deniz bulamazsın. bu şehir arkandan gelecektir.'

'gökyüzü gibi bir şey şu çocukluk. hiçbir yere gitmiyor.'

Hiç yorum yok: