ne kadar koşullan(dırıl)mışız sabit bir nokta bulmaya. baş döndürücü bir hızla ve anlamsızca değişip duran hayata parmak ucumuzla da olsa tutunup bir sonraki darbemiz için güç alacağımız bir eksene. sözcüklerle büyülenmeye nasıl açız. birinin gelip yüzünün bütün kıvrımlarına yayılan gizemli bir gülümsemeyle bizi zavallı gündeliklerimizden uzağa, yeni bir denize götürmesi olasılığına inanmayı ne çok istiyoruz. dance me to the end of love diyerek gözlerimizi mini mouse gibi kırpıştırma arzularıyla kıvranmaktan yorgun düşmüş gövdelerimizi saten çarşaflara sürterek ya da kaynar sularla yıkayarak yatıştırıyoruz. bir yerlerde 'you're living for nothing, i hope you're keeping some kind of record'ı fısıldıyor Leonard Cohen. susuyor ve elimizdeki votka kadehine bakıyoruz. televizyonda ceset torbası reklamları dönmeye başlamış gibi serin ve uğultusuz her şey. sevgilimizin bir başkasıyla sevişmesini seyrediyor gibi çarpıyor kalplerimiz. zaman geriye işliyormuş gibi yağmurlu bir ürperti içindeyiz. kurtuluşu olmayan bir fırtınaya yakalanmış bir geminin güvertesinde capari yudumluyormuş gibi sakiniz. dünyaya eflatun bir tülün içinden bakıyormuş gibi sarsak, aynanın öteki tarafına geçmiş gibi tanrısısız.
le vent nous portura...
29 Ocak 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder