24 Ağustos 2008 Pazar
today i am a small blue thing
today i am listening to the veils and suzanne vega over and over again. today i am a small blue thing. i am too nostalgic to do anything about anything. i miss the times when i used to be another mask. like a marble or an eye. i long for the vicious characters in my stories. for the mirrors stoppard or pinter would hold like drearily beautiful love-making scenes. made of china, made of glass. a lost magician as i am with the words and all, they look for me in the caverns and under the shining hats of charlatans. hush, nothing is happening; it's just Baudrillard fighting the infinite emptiness. possibilities do not make life pleasurable, they only skin you alive.
21 Ağustos 2008 Perşembe
kendime kendimden şikayetler...
çok değil, birkaç dünya günü sonra, ülkemizin güzide üniversitelerinden birinde göreve başlayacak olmanın deriin hazzından olsa gerek, tuhaf düşlere uyanmaya başladım. balkona şezlong atıp dişlek dişlek uyuklayan rakunlar mı ararsınız, bıçağı saplamak için onca yerim dururken parmak boğumlarımı seçen keyfe keder adamlar mı, yoksa annabel lee ile sevişen su kaydırakları mı; hepsi hazır ve de nazır kirpiklerimin arasına düşmekte.
bu esnada benim de gündüzlerimi artık sigara bile kokmayacak denli sterilleştirilmiş, fiyat etiketlerinin erişilebilir bir düzeye çekilmesiyle daha da kalabalıklaşmış, vücutlarının yüzde yüz sek beşinin kaplayan poşetlerle insandan çok uzay çöplüğüne benzeyen saçma teyzelerle dolu alışveriş merkezlerinde 'iş kıyafeti' denilen acayiplikleri arayarak geçirdiğimi düşünürsek, hala şu satırları yazmaya muktedir oluşum bile hayranlıkla karşılanmalıdır. hayır, gardrobumda kirlendikçe değiştirebileceğim birkaç ben olsa da, bu kadar zahmete girmesem artık diyorum.
bu esnada benim de gündüzlerimi artık sigara bile kokmayacak denli sterilleştirilmiş, fiyat etiketlerinin erişilebilir bir düzeye çekilmesiyle daha da kalabalıklaşmış, vücutlarının yüzde yüz sek beşinin kaplayan poşetlerle insandan çok uzay çöplüğüne benzeyen saçma teyzelerle dolu alışveriş merkezlerinde 'iş kıyafeti' denilen acayiplikleri arayarak geçirdiğimi düşünürsek, hala şu satırları yazmaya muktedir oluşum bile hayranlıkla karşılanmalıdır. hayır, gardrobumda kirlendikçe değiştirebileceğim birkaç ben olsa da, bu kadar zahmete girmesem artık diyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)