24 Kasım 2008 Pazartesi

strange weather

marianne faithful o tuhaf, neredeyse sakar güzelliğiyle kulaklarımıza strangers only talk about the weather'ı üflemekte. her yerin sinir bozucu bir beyaza boyanmış olduğu ofiste oturup yeni kurun planlarını yapmakta, 'do you belong here'lı iç sesimin ağzına mavi kadifeler tıkıştırmaya uğraşmaktayım. hava buğulu, handiyse plastik ve her saat karanlık. blues everywhere.
sık sık gündüz düşlerine dalmaya başladım ve bu beni epey korkutuyor. bir anda başka bir yerde, başka insanlarla, çok başka şeyler yapıyor buluyorum kendimi. bir toplantının ortasında john lennon'la düelloya girişmiş oluyoruz mesela. ya da ne bileyim, if clause'ları anlatırken bir şehirlerarası otobüste kanyak içip kahkahalar atıyorum. tam the scrubs durumu.
insanlara tahammülüm minimum düzeyde. herkesin derisi yer yer soyulmuş sanki, altından kemikleri ve damarları görünüyor. öyle sakin ve coşkusuzlar ki, giderek onlara benzemekten ürküyorum.
görkem'le bardaklara su doldurup pipetle içişimizi, bir yandan da highly intellectual and existential sohbetimizi eski moda bir teybe kaydedişimi hatırlıyorum. oraya dönmek, kayıp zamanın peşinde gloria'yı izlemek istiyorum.
'i don't like kids. i hate kids. especially yours.'

Hiç yorum yok: